PANİK ATAK
Bütün insanlar hayatlarında tehdit olarak algıladıkları durumlarla karşılaştıklarında korku tepkileri gösterirler. Vücutlarında onları tehlikelere karşı koruyan bir tür savunma sistemi olan otonom sinir sistemi devreye girer. Otomatik olarak devreye giren bu sistem vücudun sağlıklı bir tepkisidir. Panik atak esnasında da tam olarak böyle olur. Ancak panik ataktaki sorun, ortada somut bir tehdit yokken de böyle bir tehdit varmış gibi tepki gösterilmesidir.
Panik atak hiç beklenmeyen bir anda ve aniden ortaya çıkabilir. Giderek şiddetlenir, 10 dakika gibi bir sürede en yoğun düzeye çıkar, daha sonra da şiddeti azalmaya başlar. Süresi kısa olmakla birlikte, kişinin endişesi devam ettiği için panik atağın çok daha uzun sürdüğünü zannedebilir. Ancak herhangi bir müdahale yapılmasa bile en çok 30 dakika sürer. Kişide aşağıdaki 14 belirtiden 4’ü bulunuyorsa o kişiye panik atak tanısı konabilir. Belirtilerin sayısı daha az ise, buna kısmi panik atak denir.
Belirtileri:
- Çarpıntı
- Nefes alamama
- Göğüs ağrısı
- Terleme
- Titreme
- Uyuşma veya karıncalanma
- Mide bulantısı veya karın ağrısı
- Baş dönmesi, dengesizlik, sersemlik veya bayılma hissi
- Titreme veya sıcaklık hissi
- Derealizasyon (sanki ortam gerçek değilmiş algılama)
- Depersonalizasyon (kişinin kendisini yabancıymış gibi algılaması)
- Kontrolü kaybetme veya “delirme” korkusu
- Ölme korkusu
- Üşüme, ürperme ve ağız kuruması
Semptomlarından da anlaşılacağı gibi panik ataklar son derece rahatsız edici ve korkutucu olabilir. Kişi, bayılıyorum, kalp krizi geçiriyorum, delireceğim veya öleceğim diye düşünebilir. Bu nedenle özellikle ilk ataklarda sıkça acil servise başvururlar. Ancak panik atak esnasında insanların hastaneye gitme gitme, kaçma, ilaç veya alkol alma gibi davranışları panik atakların sürmesine neden olur.
Panik ataklar size herhangi bir zarar vermez. Yapmanız gereken, atakların geçmesini beklemek ve o esnada yaptığınız şey ile ilgilenmeye devam etmektir. Çünkü hiçbir panik atak sonsuza dek sürmez. Ancak unutulmamalıdır ki bazen panik ataklar bazı fiziksel rahatsızlıklarla ilişkili olabilir. Bu nedenle mutlaka bir doktor kontrolünden de geçmek gerekir. Kalp hastalıkları, tiroit sorunları, solunum bozuklukları gibi hastalıkları taklit etme özelliğinden dolayı, panik atak hastalarının acil servislere başvurduğu sıkça görülür. Panik ataklar bazı ruhsal rahatsızlıklarla ilişkili de ortaya çıkabilmektedir. Sosyal fobi, özgül fobi, OKB, depresyon gibi…
Panik atak geçirme endişesiyle insanlar panik atak yaşayabileceklerini düşündükleri ortam ve durumlardan kaçınma davranışı gösterirler ve buna bağlı olarak yaşam kaliteleri önemli ölçüde olumsuz olarak etkilenir.
Panik Bozukluk
Tahmin edilemeyen zamanlarda birden çok panik atak yaşamışsanız, kaçınma davranışları gösteriyorsanız ve tekrar atak geçiririm gibi bir beklenti anksiyeteniz varsa panik bozukluk tanısı alabilirsiniz. Panik ataklar tek başına bir ruhsal rahatsızlık olarak sayılmamaktadır. Ancak, bu özelliklerle birlikte kişi panik bozukluk tanısı alabilir.
Nedenleri
Panik atağın nedenleri henüz tam olarak bilinmiyor fakat genetik yatkınlık, biyolojik olarak alarm sisteminizin daha hassas olması, bazı önemli yaşam olayları (sevdiği birinin kaybı, yer değişikliği, hastalıklar, evlenmek vb.) ve kişinin strese daha duyarlı veya olumsuz duygulara eğilimli mizaca sahip olması gibi durumların etkili olduğu söylenebilir.
Tedavisi
Genel bir fiziksel muayeneden geçtikten sonra herhangi bir rahatsızlık teşhisi konulmazsa muhtemelen bir ruh sağlığı doktoruna yönlendirilirsiniz. O da sizin için olabilecek en iyi tedavi yöntemi hakkında sizi bilgilendirir. Tedavi yöntemi olarak psikoterapi, ilaç tedavisi veya ikisinin kombinasyonu önerilebilir. Panik bozukluğu tedavisi için psikoterapi oldukça etkili bir yöntemdir. BDT panik bozukluğunu tedavi etmek için yaygın olarak kullanılır. BDT panik atak sırasında veya öncesinde meydana gelen düşünsel, duygusal ve fiziksel tepkilere farklı düşünme, davranma ve tepki verme yollarını öğretir.
İlaç tedavisi;
∙Seçici geri alım inhibitörleri (SSR’lar) ve erotonin-norepinefrin geri alım inhibitörleri (SNRI’ler)gibi antidepresanlar
∙ Beta blokerler
∙Benzodiyazepinler gibi anti-anksiyete ilaçları
Agorafobi
Agorafobi, kişiyi zorda bırakacak herhangi bir durum ortaya çıktığında kaçmanın ya da yardım almanın zor olacağını düşündüğü belirli durumlara girmekten kaçınmasıdır. Bu durumlara örnek olarak uçak, tren, metro gibi toplu taşıma araçlarına binmek, herhangi bir yerde tek başına kalmak, tünel ya da köprüden geçmek sayılabilir. Panik bozukluk yaşayan hastaların bir kısmında panik atak geçirecekleri korkusuyla bu durumlardan kaçınmalarıyla daha sonra agorafobi de gelişebilir. İlk panik atağını bu gibi durumlarda yaşayan kişilerde agorafobili panik bozukluk oluşması olasılığı daha yüksektir.